2026 Lazer Katarakt Ameliyatı Bilgileri Türkiye
Lazer katarakt ameliyatı, gözdeki bulanık lensin çıkarılması için kullanılan modern bir cerrahi yöntemdir. Türkiye'de 2026 yılında bu işlemle ilgili teknikler, uygulama süreçleri ve maliyetlerin genel durumu hakkında bilgiler artmaktadır. Bu yazıda, ameliyat süreci ve fiyat aralıkları objektif şekilde açıklanmaktadır.
Katarakt, göz içindeki doğal merceğin zamanla saydamlığını kaybedip ışığı yeterince geçirememesiyle görmenin bulanıklaşmasıdır. 2026 itibarıyla Türkiye’de katarakt tedavisi, temel olarak bulanıklaşan merceğin çıkarılıp yerine yapay göz içi merceği yerleştirilmesine dayanır; “lazer” ifadesi ise bazı cerrahi adımların femtosaniye lazer gibi cihazlarla daha hassas planlanabilmesini anlatır. Hangi yaklaşımın uygun olduğu, göz yapısı ve ihtiyaçlarla birlikte değerlendirilir.
Katarakt Nedir?
Katarakt, çoğunlukla yaşla ilişkili bir süreçtir; mercek proteinlerinin yapısının değişmesiyle şeffaflık azalır. Hastalar genellikle puslu görme, ışık saçılması ve kamaşma, gece araç kullanırken zorlanma, renklerde soluklaşma, göz numarasının sık değişmesi gibi şikâyetler tarif eder. Katarakt tek bir “tip” değildir; nükleer, kortikal veya arka kapsül altı gibi farklı yerleşimler farklı görsel etkiler oluşturabilir.
Tanı, göz muayenesiyle konur. Biyomikroskopik değerlendirme, göz bebeği büyütülerek merceğin incelenmesi ve retina-sinir dokusunu etkileyebilecek ek sorunların araştırılması önemlidir. Kataraktın derecesi kadar, kişinin günlük yaşamını ne kadar etkilediği de tedavi planında belirleyicidir.
Lazer Katarakt Ameliyatı Nedir?
Lazer katarakt ameliyatı ifadesi genellikle “femtosaniye lazer destekli katarakt cerrahisi”ni anlatır. Bu yöntemde cerrah, korneadaki giriş kesilerini, mercek kapsülündeki dairesel açıklığı (kapsüloreksis) ve merceğin parçalanmasına yönelik bazı adımları lazerle planlayabilir. Ardından bulanık mercek, çoğu zaman fakoemülsifikasyon (ultrason enerjisiyle parçalama ve aspirasyon) ile alınır ve göz içi merceği yerleştirilir.
Buradaki kritik nokta, lazerin kataraktı “ışınla eritmesi” gibi yaygın bir yanlış algının olmamasıdır. Lazer, seçilmiş cerrahi basamaklarda hassasiyet ve tekrarlanabilirlik sağlamayı hedefler; ancak operasyonun tamamı lazerle yapılmaz. Ayrıca her hasta lazer destekli yönteme uygun olmayabilir; gözün anatomik özellikleri, kornea durumu ve eşlik eden hastalıklar yöntem seçiminde etkili olur.
Ameliyatın Türkiye’deki Uygulama Süreci
Türkiye’de süreç çoğunlukla üç aşamada düşünülür: ameliyat öncesi değerlendirme, operasyon günü ve takip. Ameliyat öncesinde görme ölçümü, göz tansiyonu kontrolü, kornea ve retina incelemesi yapılır; göz içi merceğinin gücünü belirlemek için biyometri ölçümleri alınır. Astigmatizma miktarı ve göz yüzeyi kuruluğu gibi durumlar, ölçümlerin doğruluğunu etkileyebileceğinden ayrıca ele alınır.
Operasyon genellikle damla anestezisiyle (bazı durumlarda ek sedasyonla) planlanır ve aynı gün taburculuk mümkündür. Steril şartlar, kullanılan cihazların kalibrasyonu ve cerrahın deneyimi güvenlik açısından temel başlıklardır. Lazer destekli yöntem planlanıyorsa, lazer aşaması ile cerrahi aşama ardışık şekilde yürütülür; mercek çıkarma ve yeni merceğin yerleştirilmesi standart cerrahi prensiplerle tamamlanır.
Takip döneminde ilk gün, ilk hafta ve ilk ay kontrolleri sık kullanılan bir çerçevedir; ancak hekiminiz gözün iyileşme hızına göre planı değiştirebilir. Damla tedavileri (antibiyotik/antiinflamatuvar gibi) ve hijyen-aktivite önerileri, enfeksiyon ve iltihap riskini azaltma açısından önem taşır. Görme kalitesi, göz içi merceğinin konumu, kornea ödemi ve göz tansiyonu gibi parametreler takiplerde değerlendirilir.
Lazer Ameliyatının Avantajları ve Sınırlamaları
Lazer destekli yaklaşımın olası avantajları; kesilerin planlanabilirliği, kapsül açıklığının daha düzenli oluşturulabilmesi ve merceğin ön parçalanması sayesinde bazı olgularda ultrason enerjisi ihtiyacının azalabilmesi şeklinde özetlenir. Bu, özellikle bazı göz yapılarında cerrahi kontrolün artmasına katkı sağlayabilir. Astigmatizma yönetimi açısından da kesilerin konumu ve mimarisi daha öngörülebilir hale gelebilir.
Bununla birlikte sınırlamalar göz ardı edilmemelidir. Lazer aşaması için ek teknoloji, uygun hasta seçimi ve lojistik düzen gerekir; her klinikte aynı cihaz bulunmayabilir. Bazı gözlerde (örneğin belirli kornea sorunları, ileri derecede pupil genişleme kısıtlılığı veya bazı anatomik özellikler) lazer planlaması zorlaşabilir ya da tercih edilmeyebilir. Ayrıca sonuçlar yalnızca kullanılan teknolojiye değil; ameliyat öncesi ölçümlerin doğruluğuna, mercek seçimine, cerrahi tekniğe ve ameliyat sonrası bakıma birlikte bağlıdır.
Geleneksel Yöntemlerle Farkları
Geleneksel katarakt cerrahisinde kesiler ve kapsüloreksis cerrah tarafından manuel olarak yapılır; mercek fakoemülsifikasyonla parçalanır ve çıkarılır. Lazer destekli yöntemde ise bazı bu adımlar lazerle gerçekleştirilerek cerraha “önceden planlanmış” bir başlangıç sunabilir. Her iki yöntemde de hedef, bulanık merceği güvenli şekilde çıkarıp uygun göz içi merceğini doğru konumda yerleştirmektir.
Farklılıkların pratik karşılığı, her hasta için aynı olmayabilir. Bazı olgularda lazerin sağlayabileceği hassasiyet ön plana çıkarken, birçok hastada geleneksel yöntemle de son derece başarılı sonuçlar elde edilebilir. Bu nedenle değerlendirme, “lazer mi değil mi” ikileminden çok; gözün mevcut durumu, mercek beklentileri (örneğin uzak-yakın denge hedefleri), astigmatizma yönetimi ve risk faktörleri üzerinden yapılmalıdır.
Bu makale bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye olarak değerlendirilmemelidir. Kişisel durumunuza uygun değerlendirme ve tedavi için lütfen nitelikli bir sağlık profesyoneline danışın.
Sonuç olarak, 2026 itibarıyla Türkiye’de lazer destekli katarakt ameliyatı, uygun hastalarda cerrahi planlamayı daha hassas hale getirebilen bir seçenek olarak konumlanır. Ancak yöntemin başarısı; doğru tanı, güvenilir ölçümler, kişiye uygun göz içi merceği seçimi, deneyimli cerrahi uygulama ve düzenli takip adımlarının birlikte yürütülmesine dayanır.